Ne yazık ki yine bildiğimiz tabloyla karşı karşıyayız.
Bir tarafta genç yaşta hayattan kopan bir öğretmen…
Diğer tarafta ise sorumluluğun kimde olduğu konuşulmasın diye konuyu başka alanlara çekmeye çalışanlar.
Hayır.
Burada mesele siyaset değildir.
Burada mesele iktidar değildir, muhalefet değildir.
Burada mesele bir insanın hayatıdır.
Bir öğretmen hayatını kaybetmiştir.
Ve herkesin vicdanına şu soru çarpmaktadır:
O öğretmen neden yalnız kaldı?
Neden derdine çare bulamadı?
Neden sesini duyuramadı?
Yıllardır eğitim kurumlarında liyakat yerine sadakatin, ehliyet yerine yakınlığın esas alınmasının bedelini maalesef eğitim çalışanları ödüyor.
Yetkili sendikanın referanslarıyla şekillenen, çalışanın derdini dinlemek yerine makamını korumayı önceleyen yönetim anlayışı artık sorgulanmalıdır.
Çünkü yöneticilik sadece imza atmak değildir.
Yöneticilik sadece koltukta oturmak değildir.
Yöneticilik, sorumluluğundaki insanın derdiyle dertlenebilmektir.
Bir öğretmen kendisini çaresiz hissediyorsa, orada yöneticiler dönüp önce kendilerine bakmalıdır.
Bir öğretmen yalnız hissediyorsa, orada kurumlar dönüp kendilerini sorgulamalıdır.
Bir öğretmenin feryadı duyulmamışsa, bunun üzeri siyasi tartışmalarla örtülemez.
Çünkü burada kaybedilen bir makam değil, bir insan hayatıdır.
Bugün yapılması gereken savunmaya geçmek değil, gerçeği ortaya çıkarmaktır.
Kim ihmal ettiyse ortaya çıkmalıdır.
Kim görevini yapmadıysa ortaya çıkmalıdır.
Kim sorumluluktan kaçtıysa ortaya çıkmalıdır.
Çünkü vicdanın tarafı olmaz.
Ve bir öğretmenin ardından söylenecek ilk söz siyaset değil, adalet olmalıdır.
Mehmet Fatih Aslan
Genç Eğitim Sendikası Genel Başkanı