Menü
SON DAKİKA
Ağrı Haberler 3 dk

Bir kürt gelinin kaçırılması, taşlıçay kurtuluşu ve çelenk yarışı

H
Haber Merkezi
👁 6,647
Bugün 14 Nisan. Taşlıçay’ın prangalarından kurtulduğu, toprağın kanla, barutla ve destansı bir direnişle vatan kılındığı o mukaddes günün 108. yıl dönümü. Ancak ne acıdır ki; bir halkın küllerinden doğuşunu temsil eden bu görkemli tarih, bugün içi boşaltılmış, ruhu emilmiş ve adeta geçiştirilmeye çalışılan trajikomik bir protokole mahkûm edilmiş durumda.

Bir Kurtuluşun Anatomisi Değil, Bir Hafızanın Tasfiyesi!

Bugün 14 Nisan. Taşlıçay’ın prangalarından kurtulduğu, toprağın kanla, barutla ve destansı bir direnişle vatan kılındığı o mukaddes günün 108. yıl dönümü. Ancak ne acıdır ki; bir halkın küllerinden doğuşunu temsil eden bu görkemli tarih, bugün içi boşaltılmış, ruhu emilmiş ve adeta geçiştirilmeye çalışılan trajikomik bir protokole mahkûm edilmiş durumda.

Hafızamızı tazeleyelim, çünkü unutturulmak istenen tam olarak budur: Bu topraklar, Ermenilerin bir Kürt gelinini kaçırmasıyla tırmanan, namus ve haysiyet meselesine dönüşen o büyük gerilimin, bölgedeki Kurtuluş Savaşı ateşiyle birleştiği bir direnişin meyvesidir. Bu sadece askeri bir başarı değil, bir haysiyet mücadelesidir!

O günlerde devletinin yanında saf tutan, Hamidiye Alayları içerisinde göğüs göğüse çarpışan Pileki Aşireti’nin yiğitlerini kim unutabilir? Kars Digor’a kadar süren o amansız takipte şehit düşen Yukarı Düzmeydanlı Şehit Ömer (Ömere Keko/Emere Pileki)’nin hatırasını sadece bir çelenk mi temsil edecek?

Aşağı Düzmeydanlı Memet Ağa’nın stratejisini, kardeşi Abdullah’ın top atışında gazi oluşunu, Gomekork mezrasında toprağa düşen Şehit Muhyettin’i ve Aşağı Düzmeydan’daki "Kele" tepesinde yatan Pilekili Şehit Ömer (Mala Şaır)’i hangi tören anlatabilir?

Eskiden bu ilçenin meydanlarında bir ruh vardı. O kaçırılan gelinin hikâyesi senaryolarla canlandırılır, halk o acıyı ve zaferi iliklerinde hissederdi. At yarışları düzenlenir, bando sesleri sokakları çınlatır, yumurta yarışlarından tören geçişlerine kadar her an bir bayram, bir "diriliş" havasında geçerdi. Halk; kim olduğunu, nereden geldiğini ve bu toprağın bedelinin nasıl ödendiğini o meydanlarda öğrenirdi.

Peki, ya bugün?

14 Nisan Taşlıçay kutlama programına bakıyoruz ve karşımıza çıkan tablo tam bir rezalet:

• Çelenklerin sunulması...

• Çelenklerin sunulması...

• Ve kapanış: Çelenklerin sunulması!

Bu mudur? 108 yıllık bir destanın karşılığı, üç-beş demir halkalı çiçeği mermer bir kaideye yaslayıp dağılmak mıdır? Bu, bir kutlama değil, adeta bir "yasak savma" törenidir. Bu sistematik unutkanlık, halkın birlik ve beraberlik harcını kurutmak, genç nesilleri tarihinden koparmak demektir.

Kendi kahramanlarına, kendi acılarına ve kendi zaferine bu kadar yabancılaşan bir yönetim anlayışı, sadece törenleri değil, ilçenin ruhunu da yok etmektedir. Taşlıçay’ın kurtuluşu, sadece bir takvim yaprağı değildir; o gün o meydanda sadece çelenkler değil, bir halkın onuru durmalıdır.

Tarih, bu sessizleştirmeyi ve bu itibarsızlaştırmayı not etmektedir. Bizler; Memet Ağaların, Şehit Ömerlerin torunları olarak bu "trajikomik" tiyatroyu kabul etmiyoruz. Kurtuluş, çelenkle değil, o ruhu yaşatmakla olur!

H

Hüseyin Arslan

Haber Merkezi

Ağrı Haber Ajansı olarak en güncel ve doğru haberleri sunmak için çalışıyoruz.