Bir Kasabanın Yok Oluşu
Sabahın erken saatlerinde okulun yolunu tutan öğretmen, sınıfa girdiğinde akıllı tahtada eğitim videolarını öğrencilere açtıktan sonra, Çayını yudumlarayarak, TikTok hesabına giriş yapıyor…
Saygı değer öğretmen arkadaş maaşını aldığı bu küçük ilçenin geleceğini değil, Ağrı merkezde okuttuğu kendi çocuklarının derslerini düşünmeden edemiyordu.
Kasabanın çarşısında esnaf, sabah erkenden kepenklerini açıyor, gün boyu biriktirdiği paraları akşamüstü cebine koyup, yine Ağrı merkezde aldığı evinin yolunu tutuyor…
Memurlar için de farklı değildi hayat. Adliyede, belediyede, hastanede, tarımda, milli eğitimde… Hepsi sabah 8’de başlayan mesaiyi akşam 5’e kadar sürdürüyor, sonra topladıkları maaşları yine merkeze taşıyordu. Kasabanın durakları, akşam saatlerinde merkeze giden servislerle dolup taşıyordu.
Ve gün böylece sona eriyordu:
Öğretmen merkezin hayalini kuruyor, esnaf kazancını merkeze götürüyor, memur maaşını merkeze taşıyordu. Kasaba ise geriye sadece boşalan sokakları, kapanan dükkânları ve sessizleşen çarşısıyla kalıyordu.
Ortaya çıkan acı tabloya bakıldığında, bu yıl ilçeden yalnızca iki fen lisesi öğrencisi çıkabildi. Mezun olan gençlerin yarısı inşaatlarda amele, yarısı ise çobanlık yapmaya mecbur kaldı.
Hayatın adım adım tükendiği bu ilçede artık eğitim için olağanüstü hâl ilan edilmelidir. Devletin ilgili kurumlarından acil eylem planı beklenmektedir. Çünkü gerçeği gizleyip toz pembe tablolar çizenlerin sözlerine itibar edilirse, bu ilçenin yok oluşu hızlanacak, geriye sadece sessizlik kalacaktır.
Taşlıçay ilçesi yok oluyor…
Hüseyin Arslan Gazeteci / Yazar